Logo

Logo

23 Nisan 2023 Pazar

Başarılı bir İK profesyoneli nasıl olunur?

Geçenlerde izleyici olarak yer aldığım bir webinarda bir katılımcı soru-cevap kısmında "Başarılı bir İK profesyoneli nasıl olunur?" şeklinde bir soru yönlendirdi. O anda ben de içten içe bu soruya yanıt verecek olsaydım neler söylerdim diye düşünmeye koyuldum. Bugünkü içeriğim için de ilham kaynağı oldu. İlgiyle takip ettiğim araştırmacı yazar Evrim Kuran'ın "jonglör kuşak (slash generation)" tanımından yola çıkarak iş hayatında çok yönlülüğe ve gerektiğinde birden fazla role geçiş yapmanın önemine fazlasıyla inanıyorum. İdeal bir İnsan Kaynakları profesyoneli işinin gerekliliklerine göre aşağıdaki kimlikleri sağlayabilecek nitelikte olması gerekir kanaatindeyim;

  • Trendsetter: Alanıyla ilgili gelişmeleri, yenilikleri ve güncel haberleri çeşitli kaynaklar (örn. dergiler, bültenler, kitaplar, webinarlar, zirveler / kongreler) düzenli bir şekilde takip etmeli ve kendi işine uyarlayabilecek fırsatları değerlendirmeli.
  • Danışman: Hizmet verdiği paydaşlarına ve iş ilişkisinde olduğu kişilere İK politikaları, uygulamaları, süreçleri ve sistemleri çerçevesinde yönlendirme / rehberlik yapmalı. Bu doğrultuda derinlemesine uzmanlık kadar multidisipliner anlayışa da odaklanmalı.
  • Küratör: Hedef kitlesinin ihtiyaç duyduğu bilgileri en yalın haliyle ve bir seçki oluşturarak onlara bir içerik üreticisi olarak servis etmeli ve sunum halinde paylaşmalı.
  • Fasilitatör: Ekiplerle birlikte yapılan çalıştayların içerik tasarımına katkı sağlayarak etkinlik esnasında akış yönetiminde yer almalı. Burada her katılımcıyı dahil edecek bir tutum sergilemeli, herkesin görüşünü dile getirebileceği bir ortam sağlamalı ve çalıştayın amacına / hedefine ulaşmasını göz önünde bulundurmalı.
  • Networker: Hem çalıştığı kurum içerisinde, hem de kurum dışında hizmet verdiği alan / sektörde profesyonellerle ilişki ağı oluşturmalı ve bunları karşılıklı fikir-alışverişi / paylaşımlar aracılığıyla sürdürebilir kılmalı.
  • Arabulucu: Görev aldığı kurumun menfaatleri ve çalışanların talepleri / isteklerini denge unsurunu gözeterek koordine etmeli. Yöneticiler ve onlara bağlı çalışanlar arasında olası çatışmalarda kanıtlara dayalı objektif bir tutum sergilemeli.
  • Marka elçisi: Parçası olduğu kurumu iç ve dış ortamlarda bağlılığını / aidiyetini hissetirecek şekilde temsil etmeli. Bu doğrultuda iş kapsamının dışında ek sorumluluk alabileceği alanları keşfedip gönüllük esaslı harekete geçmeli.
  • Entertainer: Çalışanların pandemi ve doğal afetler sonrası sosyal esenliğinin / iyilik halinin daha da ön plana geldiği günümüzde zaman zaman kolektif ortamdaki buluşmalarda enerjiyi / canlılığı artıracak aktiviteler planlamalı.
  • Eğitmen: Derinlemesine uzman olduğu konularla ilgili başkalarını geliştirme felsefesiyle tasarımı da dahil olmak üzere eğitmen kimliğinde sahne almalı ve sosyal öğrenme ortamı oluşturmalı.
  • Konuşmacı: Hakim olduğu konularla ilgili toplum önünde çeşitli konferanslar, paneller ve oturumlarda ilham verecek nitelikte paylaşımlarda bulunmalı. Bilgisini ve deneyimlerini insanlara aktarmalı.   

16 Nisan 2023 Pazar

Bankacılıktan komedyenliğe bir başarı hikayesi

Kaan Sekban ismini ilk 2017 yılında çalıştığım şirkette bir iş arkadaşımdan duymuştum. Beyaz yaka skeçleri yaptığını öğrencince hemen ilgi alanıma girdi. O dönemler yaşadığım Bursa'da sahne aldığı bir gösterisini yerinde canlı izledim. İçerik beni o kadar sarmış olmalı ki, bir de memleketim Kayseri'de olduğum bir haftada yine bir Kaan Sekban sahne performansında buldum kendimi. Zamanla sıkı bir takipçisi olduğumu fark ettim. Yazmış olduğu iki kitabını elbette okudum. Kurumsal dünyada 10 yıllık beyaz yakalı mazisinden sonra sevdiği, kendini becerikli hissettiği, bu dünyanın ihtiyaç duyduğu ve aynı zamanda ekonomik gelir elde ettiği şov dünyasına geçiş yapması takdire değer bir yolculuk... 

"Küçük ünlü uyumu" kitabının kapanışında yer verdiği ünlü sözlüğünü alıntılayıp bloguma taşımak isterim. Bundan sonra magazin programlarında ünlüler mikrofon karşısında konuşunca kulağımıza küpe olması ümidiyle... :)

  • "Ayrılığımıza saygı gösterin": Kısmetimizi kapatmayın.
  • "Ben siyasete girmiyorum": Korkağın tekiyim.
  • "Bize tatil yok valla, bayramda da çalışıyorum": İki saat için 300 bin alıp otelde güneşleneceğim.
  • "Çalışmadan duramıyorum": Hırsımdan geberiyorum.
  • "Çekerken çok eğlendik": Çok şükür, işkence bitti.
  • "Çocuklar nasıl buldunuz beni burada, pes vallahi" (magazincilere): Menajerime helal olsun, hemen uçurmuş burada olduğumu ya harika!
  • "Çok takip edemiyorum ama arada görüyorum, ne güzel şeyler yapıyorsun": Fake hesabımdan bütün story'lerine giriyorum.
  • "İşin seyircide bu kadar karşılık bulduğunu görmek çok güzel": Bu saçma senaryo nasıl tuttu, biz de anlamadık.
  • "Setlere biraz ara verdim": Benden daha güzelini buldular.
  • "Setleri çok özledim": Hesap bakiyem eksiye döndü.
  • "Şu aralar senaryo okuyorum": Deli gibi iş arıyorum.
  • "Yazı yine Amerika'da geçireceğim, orası bana iyi geliyor": Tinder açabildiğim tek yer, gitmeyip de ne yapayım?
  • "Yeni projelere açığım": Karın tokluğuna çalışırım.
  • "Çok emek verilmiş bir iş, herkesin eline sağlık": Film fiyasko ama gömmeye gönlüm razı değil.
  • "Hollywood bana göre değil, ben daha çok Avrupa sineması": İngilizcem bile yok, Amerika beni ne yapsın? Ancak bir bağımsız film falan olursa ve onunla iki üç ödül alırsam öpüp başıma koyarım.

15 Nisan 2023 Cumartesi

Geri bildirimin püf noktaları

Geçen hafta şirketimizde yarım günlük geri bildirim iç eğitimine dahil oldum. Çalışanlar / liderler arasında geri bildirim alışkanlığını teşvik etmek ve kurum kültürünün bir parçası haline getirmek için şirkette geri bildirim elçilerimiz aracılığıyla bu iç eğitimler geçen yıldan beri devam ediyor. Geri bildirim ve ileri bildirim karşılaştırmalı blog yazım aklıma geldi, 2020 yılının sonlarına doğru düzenlemişim (arzu edenler arşivden okuyabilirler). İş dünyasında geri bildirimi hakkıyla verdiğimiz takdirde bir insanın güçlü ve iyileştirmeye açık yönlerini tespit etmesi açısından önemli bir gelişim aracı olduğunu kabul ediyorum. Modeller ve kavramlarla öğrenmeyi içselleştiren bir insan olduğumdan sizlere geri bildirimi etkin kılmanız için bu doğrultuda bazı araçlardan bahsetmek isterim.

Bir geri bildirim nasıl olmalı diye kendi kendimize sorduğumuzda BOOST yaklaşımını önerebilirim. Geri bildirim hem olumlu, hem de gelişime açık noktaları içermeli. Geri bildirim verirken karşınızdaki insana ona fayda / katkı sağlamak istediğinizi ve iyi niyetli olduğunuzu hissetirmelisiniz. Geri bildirim esnasında kendi yargılarınızdan bağımsız yaşanmış gerçek eylemleri baz almalısınız. Bununla birlikte davranış örneklerini somut bir şekilde dile getirmelisiniz. Geri bildirimin etkin olabilmesi ayırca zamanlamasına da bağlı. Olayın üzerinden çok uzun süre geçmeden harekete geçmelisiniz.


Yapıcı geri bildirimin formülü olarak sizlere BUILD metodunu tavsiye edebilirim. İlk etapta davranışa odaklanarak geri bildirim verdiğiniz insanın içerisinde bulunduğu bağlamı anlamaya özen göstermelisiniz. Sizde yarattığı etkiyi ve hissiyatı tarif ederek olayı önyargısız bir şekilde karşınızdaki insandan dinlemenizde fayda var. Son kısımda ise karşınızdaki kişiye aynı durumla tekrardan karşılaşmış olsaydı neleri farklı yapabileceğini gündeme getirip özdeğerlendirme bakış açısına vurgu yapabilirsiniz.


En yalın haliyle bir insana geri bildirim vermeye niyetlendiğinizde SBI tekniğini özümseyerek durum - davranış - etki üçgeni içerisinde aksiyon alabilirsiniz.

Peki sizler geri bildirim verirken nasıl bir yol izliyorsunuz?

2 Nisan 2023 Pazar

İş hayatında başarınızı engelleyebilecek alışkanlıklar

İş dünyasında başarılı olmak istiyorsanız, sadece davranışsal ve teknik yetkinliklerinize odaklanmanız yetmeyebilir. Alışkanlıklarınızı da göz önünde bulundurmanız gerekir. Zira bunlar sizi profesyonellikten uzak gösterebilir. Bu içeriğimde sizlere gözlemlerim doğrultusunda dikkatimi çeken ve profesyonel imajınızı zedeleyebilecek 10 alışkanlığa değinmek isterim.

1) Multitasking: Enerji ve konsantrasyonunuzu sömürür, verimliliğinizi düşürür ve hata eğiliminizi artırır. Bu durum sizin kariyerinizi olumsuz yönde etkileyebilir. Yapılan araştırmalara göre aynı anda birden fazla iş yapma tutumu yaratıcılığı düşürüyor ve insanda stresi artırıyor. Zamanla hafıza gücünü de zayıflatıyor.

2) Hayır diyememek: Bazı talepleri reddetmekte ve fikir ayrılığında olduğunuzu belirtmekte zorlanıyor musunuz? Bu durum sizi yöneticinizin gözünde pek yükseltmeyecektir. 

3) Erteleme: Görevlerinizi sıklıkla erteliyorsunuz ve sonrasında işleri tamamlamak için zaman baskısı altına giriyorsunuz. Kendinizi güç duruma düşürüyorsunuz, dolayısıyla performansınızı aşağıya çekiyorsunuz.

4) Çat kapı bölmeler: Toplantılarda veya görüşmelerde karşınızdaki kişinin sözünü sıklıkla kesiyorsunuz. Daha çocuk yaşta başkalarının konuşmalarını bitirmesine izin vermemiz gerektiğini öğreniriz, aksi takdirde görgüsüz olarak algılanırız. Aynı senaryo yetişkin olduğumuzda da geçerlidir. Eğer karşınızdaki insanlara söz hakkı vermeseniz kibirli, anlayışsız ve ilgisiz damgasını yiyebilirsiniz.

5) Egoizm: Bu hayatta sadece dirseklerinizi kullanarak öne geçebileceğinizi mi öğrendiniz? Fazla egoizm size zarar verir. Kendini düşünme ve yardımseverlik arasında orta yolu bulmanız gerekir.

6) Yakınma zihniyeti: İşinizle, hava durumuyla veya genel gidişatla ilgili sıklıkla yakınıyorsunuz. Ekip arkadaşlarınızı mümkünse bu yaklaşımınızla rahatsız etmemelisiniz. Sızlanmak sizi bir adım ileriye götürmez.

7) Kişisel marka: Kişisel markanızı hiç gündeme getirmezseniz veya yanlış şekilde ön plana çıkarırsanız, sizin kariyerinize zarar verebilir. İlişki ağınızı genişletmeye özen gösterin. Şirket içerisinde nasıl bir algıya sahip olduğunuzu keşfetmeye çabalayın.

8) Sosyal medya kullanımı: Sosyal medya platformlarında varlığınızı hissetirmeniz bir yandan etki alanınızı artırabilir ve daha fazla insanın sizin niteliklerinizi görmesini mümkün kılar, diğer taraftan herkese açık olduğu için içerik yayınlama tutumunuza dikkat etmeniz gerekir. Duruma göre yöneticileriniz ve ekip arkadaşlarınız da bu erişim alanına girer. Bu doğrultuda ne tür fotolar yayınladığınızı ve nasıl bir dil kullandığınızı göz önünde bulundurmanız önemli. Siyasi paylaşımlar veya kaba dil bu noktada kritik olabilir.

9) Mükemmeliyetçilik: 100% ile memnun kalmıyorsunuz, her daim daha iyisini hedefliyorsunuz ve bu yönde çaba sarf ediyorsunuz. Bunun prim yapacağını mı düşünüyorsunuz? Tam tersi de söz konusu olabilir. Bu yapınızla kendinizi ve çevrenizdeki insanları baskı altına alabilirsiniz.

10) Sabırsızlık: Ertelemenin zıt anlamlısı sabırsızlık. Burada da herşeyi bir anda yapmak istediğinizde sorunlar ortaya çıkabilir. Hayatta gecikmelerin varlığını olağan kabul etmek gerekir. Bazen bir maili, bazen yöneticinizin geri dönüşünü, bazen de müşterinizin cevabını beklemeniz gerekebilir. Hatta iş performansınızın karşılığını aldığınız zamanı da beklemeniz gayet normal.