Logo

Logo

28 Kasım 2022 Pazartesi

Urfalıyam ezelden...

Ne bereketli bir yıl oluyor. 6 ay önce Mercedes-Benz Türk'e geri dönüşüm sonrasında geçen hafta yine yeni yeniden bölüm birlikteliğimizin bir başka versiyonu için istikamet Güneydoğu Anadolu oldu. İnsan Kaynakları ekibi olarak yer seçimleri konusunda da ezber bozmaya devam ediyoruz. Haziran'da önce İç Anadolu'nun modern yüzü Eskişehir, şimdi de Şanlıurfa ve Gaziantep... Bir kaç gün önce Gaziantep'de bir okula yapılan hain roket saldırısı acaba dedirtti. Buna rağmen İstanbul'da sabahın köründe havalimanı servisi için alarmlar ayarlandı, lakin hesapta olmayan deprem şokuyla yataktan zıplayarak uyandığımı biliyorum. Bir taraftan uyku dolu gözler, diğer taraftan depremin getirdiği sarsıntıyla İstanbul kafilesi olarak soluğu Şanlıurfa havalimanında aldık. Gece karayoluyla ulaşımı sağlayan Aksaray'dan gelen ekibimizle buluştuk.

Burada ayrı bir parantez açmak isterim. Güneydoğu Anadolu denince 2014 yılından bahsetmeden olmaz. Benim için bir bakıma hayatımdaki kırılma noktalarından biridir. Ekim 2014'de USAP adlı öğrenciler, mezunlar ve akademisyenlerden oluşan bir toplulukla Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın sponsorluğunda Almanya'dan yaklaşık 100 kişilik bir "orduyla" Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin illerini keşfetmiştik. Gezi bittikten sonra tüm kafile Gaziantep'den Almanya'ya uçakla havalanırken ben rotayı içimde yüksek bir heyecan ve belirsizlikle Aksaray'a kırdım. Neden mi? Daha önce başvurmuş olduğum ve telefon mülakatı sonrası İK alanında bir iş fırsatı için belki de Türkiye'deki kariyer yolculuğumun startını vermek üzere yüzyüze iş görüşmesine davet almıştım. Mülakat serilerinin ve işe alım sürecinin nasıl sonuçlandığını az çok biliyorsunuz. :)

Şanlıurfa'da hayatımda gördüğüm en ilginç ve sahici rehber anlatımı eşliğinde tarihe tanıklık ettiğimiz Göbeklitepe ve buranın simgesi olan Balıklıgöl'ü turladık. Otelimizdeki minik bir takım çalıştayı sonrası ver elini tabi ki yöresel sıra gecesi... Tam havaya girmişken bir de baktık ki çalgılı çengili ortam bitti. Hiç umurumuzda değildi, Orhun arkadaşımızın önderliğinde masamızda içimizden gelen şarkılar eşliğinde mekandan artık nazik bir dille çıkmamız istenene kadar eğlenmeye devam ettik. Bu arada öğrendik ki, bir otobüsümüze hırsız girmiş. Hoppala, bir grup arkadaşımız doğru karakola ifadeye... Hızını alamayan bir grup After Party ekibi otel odasında Temel-Dursun eşliğindeki fıkralarla sohbet-muhabbete koyuldu. 

Ertesi sabah benim de çok merak ettiğim batık şehir Halfeti'yi tekne ile yerinde deneyimledik. Özellikle suyun üzerinde kalan cami minaresi görülmeye değerdi. Gezi otobüsümüzde de elbette boş durmadık. Magazinsever bir grup arkadaş "Şokopop quiz game" ile ünlüler dünyasından hayat kurtaran soruları cevaplamayı çalıştı. Şahsen "Summer Stars" kadın takımımızın kazanacağına kesin gözüyle bakarken "Sina Pırlanta" adlı erkek ekibimiz fark atarak beni utandırdı. 2 gün boyunca kebap, şiş ve tatlılara fazlasıyla doyduğumuz gezinin finalini kendi adıma Gaziantep Kalesi'ne çıkarak tamamladım. M. Ö. 3600 yılında inşa edilen kalenin içerisinde müze, cami ve hamam mevcut, heybetli duruşuyla dikkat çeken kalede kazı çalışmaları halen devam ediyor.

Aralık ayında kısmetse İK ekibimizle bu yılın başarılarını kutladığımız yılbaşı yemeğimiz olacak, takipte kalmaya devam edin... We love HR!

24 Kasım 2022 Perşembe

Dijital okullar neden önemli ve gerekli?

  • Online ve dijital araçlar herkes için her yerde ücretsiz ya da çok düşük - kesinlikle klasik okullarla mukayese dahi edilemeyecek makul maliyetlerle - her yerden, her yaştaki insana, istediği derinlikte ve dünya standartlarında eğitim alma olanağı sağlar.
  • Eğitim asla bir kişi veya bir kuruluş tarafından sunulamayacak kadar kapsamlı, derin bileşenleri olan yaşamsal bir ihtiyacın karşılanması, bir çabalar bütünüdür. Ortak çalışma, paylaşma, sürekli geliştirme gerektiren müthiş bir süreçtir. Bu da ancak dijital ağlarla mümkündür. Hiç bir insana-öğretmene dayalı yapı, öğrencilerle tek tek, onlara özgü eğitim, değerlendirme, etkileşim yapmaya yetmez. Bunun fiziksel veya maddi açıdan karşılanması hiçbir insan, toplum ve ülke için mümkün ya da sürdürülebilir değildir. O yüzden insan odaklılığı merkezde tutarak dijital olanaklardan sonuna kadar yararlanmak şart.
  • Eğitim oldukça maliyetli, dolayısıyla düşük gelir seviyesine sahip kişiler, toplumlar için pahalı bir hizmet. Bütün ömür boyunca sürmesi gereken uçsuz bucaksız bir kurgu. Ve cehaleten kaynaklanan her türlü melanetin, musibetin de tek ilacı, çaresi...
  • Teknolojiden, yapay zekadan, robotlardan korkumuzun en önemli gerekçesi "insani dokunuşu" kesmesi, engellemesi. Ya da "yeni şeyler öğrenemeyiz, aklımız ermez bu yaştan sonra" ya da "bacak kadar boyla öğrenemeyiz ki" çekinceleri... Oysa dijital kolaylıklar ile gereksiz zaman, moral, motivasyon kayıplarından, el ve kafa yoran bir sürü zamandan, çabadan, etkiden kurtulan, tasarruf eden öğretmen ve öğrenciler birlikte çok daha kaliteli ve etkin vakit geçirme, sonuçta da kalıcı öğrenme, içselleştirme olanağı yaratabilirler.
  • İdeal bir gerçek sınıf, inanılmaz bir öğretmen ve güvenilebilir kaynaklardan oluşmalıdır. Bu ise tutturulması neredeyse imkansız bir hedef, ideal ve ulaşılmaz bir senaryodur. Bildiğimiz şu dünyada mükemmeliyetin yakalanması en azından tüm insanlık için imkansızdır. Oysa online platformlar, dijital okullar sayesinde büyük ölçüde bu amaç kolaylaştırılabilir ve "çok iyiye" yaklaşmak için ek güç kazanılabilir.
İnsanları en çok insan yapan şey öğrenmek, hayattan dersler çıkarmaksa bunun her kanaldan yapılabilmesinden ve kaynakların çeşitlenerek daha kaliteli, içi dolu hale getirilmesinden daha doğal ne olabilir ki?

19 Kasım 2022 Cumartesi

Tam bir fütürist: Elon Musk

Son zamanlarda Twitter'in satın alma sürecindeki manevralarıyla gündemdeki yerini koruyan Elon Musk ile ilgili kim ne derse desin, o geleceğe yönelik müthiş bir vizyona sahip. Fütürist zihniyetiyle geleceği oluşturanların başını çekiyor. Her ne kadar kripto para piyasalarını manipüle ettiği için zaman zaman şimşekleri üzerine çekse de o hala yüzyılın en önemli girişimci ve mucidi olarak kabul ediliyor. Tüm dünyada yaşayan bir efsane. Yeni neslin, 21. yüzyılın en önemli rol modellerinden biri. 1971 doğumlu deha, 13-14 yaşından beri günde neredeyse (konu farketmeksizin, her alandan) bir kitap okuyor. Öğrenmek için normal insanlardan 60 kat daha fazla çaba sarf ediyor. Kendini bildiğinden beri haftada minimum 85 saat çalışıyor. 

Elon Musk ile özdeşleşmiş şirketleri ve yatırımları anımsamak gerekirse; Zip2, PayPal, SpaceX, Tesla Motors, SolarCity, Gigafactory, The Boring Company - Hyperloop, Open AI, Neuralink, Starlink ilk etapta akla gelenler. Evrensel temel gelir konusunu da dünya kamuoyu önünde ilk dillendirenlerden biri Elon Musk olsa da artık herkes ne olduğundan haberdar. En azından fikrin arkasında yatan ihtiyaç ve zorunluluk kabul edilmiş durumda. İtiraz edenler, mümkün değil diyenler olsa da aklı başında liderler ve özellikle de gençler Blockchain'in yaygınlaşması ile "vatandaşlık maaşı" sisteminin ya da ona benzer bir uygulamanın, çözümün gerekliliğini ciddi ciddi savunuyorlar. Çünkü gelir adaletsizliği, fırsat eşitsizliği, işsizlik, yoksulluk, mültecilerin artması gibi konular nedeniyle dünya çok büyük potansiyel sosyal sorunlara gebe.

Ad Astra School ile devrim niteliğinde bir yaklaşım sergileyen Musk'a göre eğitimde sürdürülmesi mümkün olmayan, değişmesi gerekenler;
  • Uzay çağına, siber aleme geçtik; mevcut sistem hala sanayi çağı/devrimi değerlerine, gerekliliklerine göre çalışıyor. Çocuklar bütün gün öğretmenin yönergesini takip etmekten başka bir şey yapamıyorlar. Ötesini düşünemiyorlar, zamanları kalmıyor.
  • Otonomi eksikliği ve kontrol ile olumsuz geri bildirim aşırılığı en sıkıntılı alanlardan biri çünkü çocuğun her dakikası, tüm hayatı sistem tarafından dolduruluyor, planlanıyor ve acımasızca takip ediliyor.
  • Orijinal olmayan, güncelin ve geleceğin gerisinde kalan, özelleştirilemeyen, esnemeyen, herkesi aynı varsayan, aynı kalıba sokmaya, öğrencileri standartlaştırmaya çalışan yapı tam bir düğüm haline gelmiş durumda.
  • Tutkulara, meraklara, yeteneklere, ilgi alanlarına bakılmaksızın "konu ve soru bu, sadece buna odaklan, ezberle, bunu çöz, en yüksek nota koş" yaklaşımı resmen beyin katledici bir mekanizmaya dönüşmüş durumda.
  • Hepimizin anlama, öğrenme şekli farklı araç ve kaynakları kullanarak, farklı sürelerde olabiliyorken eğitim sisteminde bu farklılıkar için yer, buna uygun kurgu, yapı, araç, yetişmiş eğitici kadrolar mevcut değil.
  • Günümüzde çocuklar günde hala ortalama beş saatten fazla, sınıf ve öğretmenden aktarma odaklı ders dinliyorlar ki bu artık eğitim değil, en yalın hali ile işkence kategorisinde, insanlığa aykırı bir durum.
Albert Einstein ise der ki; "Eğitim, okulda öğrenilen şeyleri unuttuktan sonra geriye kalan şeydir."

14 Kasım 2022 Pazartesi

Ad Astra School ile eğitimde devrim

Elon Musk'un geleneksel eğitim sistemine meydan okuyan "Ad Astra" okulunu kurduğunu biliyor muydunuz? SpaceX merkezine yakın bir noktada bulunan akademide 20 çocukla başlangıç yapılmış. Tabi içlerinde Musk'ın beş oğlu da bulunuyor. Öğrenciler 8 ile 14 yaşları arasında. "Araçları değil, problemi öğret!" felsefesine sahip okulda çocuklar kabiliyet ve eğilimlerine göre içerik ediniyorlar. Musk'ın okuldaki uygulanan eğitim sistemi hakkında açıklaması; motoru parçalara ayırmak ve sonra onu birleştirmek için gereken araçları bulmaya odaklanılmasını sağlamak şeklinde. Diğer bir pratik örneği ise yapay zekanın olumsuza döndüğü bir senaryoda mümkün olan en yararlı eylemi gerçekleştirmeyi bulmaya gayret göstermek. Tüm problem çözümlerinde "etiği" merkeze almak Ad Astra'nın vazgeçilmez ilkesi.

En önem verilen şeyler; eleştirel, sorgulayan bakış açısı, akıl yürütme ve yaratıcı düşünme ile problem çzömeye odaklanmak. Öğrenim dahil her şeyi Elon Musk finanse ediyor. Büyük ölçüde matematik, fen bilimleri, mühendislik ve etik, felsefe konularına odaklı bir içerik var. Yabancı dil, müzik ve spor gibi konular isteğe bağlı. Sınav ve değerlendirme sistemi neredeyse yok denecek seviyelere indirgenmiş durumda. Tamamen proje, analitik düşünme ve problem çözme odaklı, karışık yaş grupları bir arada öğreniyorlar. Okul yapay zeka (AI) ve robotlara çok fazla yatırım yapıyor. Çocuklar özellikle bu alanlarda sürekli proje geliştiriyorlar.

Öğrenciler yaratıcı ve yıkıcı (disruptive) buluşlar yapmaya heveslendiriliyor, teşvik ediliyorlar. Projeler iklim balonları oluşturmaktan alev makineleri ile donatılmış otonom makineler inşa etmeye kadar değişiklik gösteriyor. Öğrencilere dizüstü bilgisayarlarda çeşitli programlama dilleri ile nasıl kod yazılacağı öğretiliyor. Birçok öğrenci öğrendikleriyle kendi web sitelerini, iletişim kanallarını oluşturuyorlar. Bazıları okulun kendi para birimi olan Astra'yı kullanarak para bile kazanabiliyorlar. TED Talk formatında sempozyumlar hazırlıyorlar ve yakınlardaki üniversitelerin öğretim üyelerine sunumlar yapıyorlar, geri bildirimler alıyorlar. Ayrıntılı olarak irdelemeleri gereken belirli bir konuya odaklanarak haftalık ödevler yapıyorlar. 

Her yıl müfredat yeniden oluşturuluyor ve yarısı öğrencilerin kendileri tarafından belirleniyor. Öğrenciler daha başvuru sırasında bile yaratıcılıklarını ortaya koymak üzere teşvik ediliyorlar. Okulun öğrencilere verdiği giriş sınavı sorularında cevaplar istenilen şekilde verilebiliyor; yazılı, görsel, işitsel, sanatsal, dijital olabiliyor. Ad Astra'da "yaratıcılıkta limit gökyüzü" - "sky is the limit" mottosu hakim. Ad Astra'da not kavramı mevcut değil. Standart bir not sisteminin mantıksız olduğunu belirten Musk, bazı öğrencilerin İngilizce'yi, bazılarının matematiği, bazılarının da farklı zamanlarda farklı derslerden hoşlandıklarını vurgulayarak bu kadar farklı ilgi ve yetenek alanını aynı kalıplarda, notlarla değerlendirmenin hiç akılcı olmadığına dikkat çekti. 

Özetle alfa nesli çocuklar, gençler için açılan en çarpıcı okul örneklerinden biri olan Ad Astra tek tip öğrenci yetiştiren geleneksel eğitim sisteminin tam aksine bireysel yeteneklerin ve kişisel tercihlerin keşfedildiği, teşvik edildiği, saygı duyulduğu, ayrıca öğrencilerin farklılıklarının önemsendiği yepyeni bir konsepti oluşturmaya çalışıyor. Sizce de özelleştirilmiş okul ("customized school") denen bu modelin yaygınlaşmasının zamanı gelmedi mi?

5 Kasım 2022 Cumartesi

Eğitim sistemi ne zaman değişecek?

Okullardaki içerikler, konular, hal ve gidişat "eğitenden eğitilene" hiyerarşisinde gidiyor. Sınav, test, meslek, bir okul kazanma ve bolca ezber odaklı eğitim çıkmazı sürüyor. Hele de bilim ve teknolojideki gelişmeler yüzünden öğretmenlerin neredeyse sıfırdan, yeniden donanmalarını gerektirecek kadar hızlanan bilimsel, toplumsal, sosyal gelişmeler, ilaveten hem eğitmenlerin hem öğrencilerin cihazlara-internete ulaşım kısıtları nedeniyle eğitimde fırsat eşitsizliği ve uçurum gittikçe açılıyor.

  • Muhtelif nedenlerle sert, yetersiz ya da işini sevmeden yapan öğretmenler;
  • Onca cezbeden platform ve olasılık arasında sabah erken uyanmak, akşam erken yatmak ve ille de okuldan öğrenme zorunluğu;
  • Bitmeyen sınavlar, geçilmesi gereken sınıflar;
  • Eğitim sisteminin insanları hayata hazırlamak konusunda geri kalmışlığı;
  • Anne-babaların-büyüklerin ezbere dayatmaları, mutsuzluğu;
  • Maddi, manevi olanaksızlıklar, toplumsal kirlenme gibi nedenlerle ne okullara eleştiri ne de okullardan şikayet sanırım okul icat edildiğinden beri bitmez ve daha da süreceğe benziyor.
Gençler kesinlikle iş dünyasına hazır yetişmiş, motive mezun olmuyor. Birçoğu zaten ve adeta dostlar alışverişte görsün diye eğitim alıyor. Sanki onca emekle "okulculuk, üniversitecilik" oynanıyor. Diplomasının işe yaramayacağı belli ola ola hem aileler hem çocuklar okulun maddi, manevi azabına katlanıyor.

Neticede maalesef okuldan hoşlanmayan değil, ciddi ciddi nefret eden bir nesille ve onların aslında okulun çocuğunu insan edeceği inancını-güvenini çoktan yitirmiş ama yapacak da başka şey bulamayan velileriyle, öğretmenlerle baş başa olduğumuzu bilelim, kabul edelim. Bu büyük sıkıntıyı halının altına süpürmeyelim. Çözümü de elbet bulacağız.