Logo

Logo

27 Haziran 2022 Pazartesi

Önüm arkam sağım solum İK

Geçen hafta Perşembe ve Cuma günü İK ekibi olarak soluğu - her zaman iddia ettiğim gibi -  Türkiye'nin en güzel kenti Eskişehir'de aldık. İstanbul ve Aksaray'daki çalışma arkadaşlarımızın fiziksel olarak da pandemi sonrası bir araya gelmesi ve özlem gidermesi için ideal bir ortamdı. Öte yandan daha 2 ay öncesine kadar yaşadığım yere bu defa ziyaretçi gibi gelmek benim için ilginç bir duyguydu. Hani bir zamanlar evsahibi olduğunuz yere misafir statüsünde uğramak gibi bir his... Bir Eskişehir sever olarak bu İK bölüm birlikteliğinin organizasyonunu daha ilk başladığım haftada kucağımda bulunca "Yaşasın" dedim kendi içimden. Çekirdek organizasyon komitemizle öncesinde tam bir takım çalışması şeklinde harika bir planlama ve koordinasyon gerçekleştirdik. Açıkçası yola çıkmadan önce içim o kadar rahattı ki, herkese eşsiz ve unutamayacakları bir deneyim yaşatacağımızdan emindim.

Mümkün olabildiğince kapsayıcı ve ihtiyaca göre çevik olarak adapte ettiğimiz programda neler mi vardı peki? 

  • Doğa manzaralı otelimizde konaklama ve tam bir yemek ziyafeti (TASİGO Otel)
  • Dileyen arkadaşlarımıza otelde serbest zamanda havuz ve masaj keyfi
  • İK liderlerimizin ilham veren paylaşımları
  • İK ekibimiz özelinde ödüllü eğlenceli soru çarkı ve gizemli Quiz Game seansı 
  • Otelin bahçesinde Squid Game konseptine uyarlanmış fiziksel takım aktivitesi
  • Adavari bir restaurant ortamında canlı müzikli eğlence ve nefis lezzetler (Gaga Restaurant)
  • Arzu eden arkadaşlarımıza after party ile sabaha kadar eğlence
  • Eskişehir denince akla gelen Odunpazarı ve Porşuk çayında kültürel ve sosyal gezi
  • Yöresel lezzetleri tadacağımız harika bir mekanda öğle yemeği (Gurme Ayten Usta)
  • Anı olarak herkese dağıtılan Mercedes-Benz şapkaları ve bileklikleri
Bir de güzel hava bizim yanımızda olunca insanların yüzü daha fazla gülmeye başladı. Mutlu kişilerin enerjisini o an görüp hissetikçe emeklerimizin karşılığını aldığımız belli oluyordu. Her daim bu tip birbirimizle eğleneceğimiz ve paylaşacağımız ortamlarda bir araya gelmeyi ümit ediyorum. Sonrasında İK Direktörümüz aracılığıyla onore edilmek ayrıca insanın gönlünü hoş eden bir durum oluyor; "Bir sonrakini İK bir daha yapana kadar, en iyi bölüm birlikteliği bu!"

18 Haziran 2022 Cumartesi

Zenginlik nedir?

"İnsanın en büyük zenginliği kendi kişiliğidir." Bu söz ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e ait. Esas zenginlik, en az istek ve ihtiyaca sahip olmaktır. Psikolog Zaza Yurtsever der ki, "İnsanların sahip olduğu maddeler bir müddet sonra o insanlara sahip olurlar. İnsanın özgürlüğünü engellerler. Dolayısıyla zenginlik aslında bir ağırlıktır. Bu ağırlıktan kurtulmak için kişinin vermeyi öğrenmesi gerekir. Ancak ne yazık ki bu da en zor şeylerden biri, çünkü insanoğlu sürekli eksiklik duygusu içinde yaşar." Ne kadar da yerinde bir tespit, öyle değil mi? Belli bir zaman sonra insan sahip olduğu eşyaların, varlığın derdine düşüyor. Nasıl korusam, nasıl saklasam, nasıl geliştirsem diye... Böylece özgürce yapmak istediği şeyleri gerçekleştiremiyor.

Hayatlarını anlamlı şeylerle dolduramayanlar, para harcayarak içlerindeki ve etraflarındaki büyük boşlukları doldurmaya çalışıyorlar. 25 yılı aşkın zamandır para ve mutluluk ilişkisi üzerine çalışmalar yürüten psikoloji profesörü Dr. Gilovich'e göre mutluluğun bir numaralı düşmanı adaptasyon. "Bizi mutlu edecek şeyler satın alıyoruz. İşe de yarıyor, ama bir süre için. Yeni şeyler bizi başlangıçta heyecanlandırıyor, ama daha sonra onlara adapte oluyoruz. Yaşadığımız deneyimler sahip olduğumuz maddesel şeylerden daha fazla bizim parçamız oluyor" diyor. The Guardian'ın haberine göre İngiltere'deki "Mutluluk için aksiyon" araştırması da bunu doğruluyor. Mutluluk nereden geliyor sorusuna verilen cevaplara göre aile ve sevdiğim ile ilişkim %80, sahip olduklarım ise %4 şeklinde bir sonuç söz konusu. Bu araştırma bize şunu gösteriyor; isteklerimiz arasında bir seçim yapmamız gerektiğinde özellikle sevdiklerimizle "hatıra yaratacak deneyimler" hayatımızı daha renkli ve zengin kılıyor. Sahip olmaya çalışmak yerine "yaşayın"!

Nobel ödüllü ekonomist Daniel Kahneman'ın araştırmasının sonuçlarına göre para kısmen önemli kabul ediliyor. İnsan gelirindeki artış belli bir konfora ulaştıktan sonra ekstra mutluluk getirmiyor. Öte yandan araştırmalar düzenli ziyaretin zenginleştirdiğine vurgu yapıyorlar. Her ay istikrarlı bir şekilde dostlarını, sevdiklerini görenler, onlarla vakit geçirenler, maaşı iki kat artmışcasına (yani iki kat zenginleşmişcesine) mutlu oluyorlar.

Peki sizi anılar ve yaşanmışlıklar mı, yoksa şeyler ve eşyalar mı daha fazla mutlu ediyor?

13 Haziran 2022 Pazartesi

Tutumluluk mu cimrilik mi?

  • Tutumlu Osmanlıca'da muktesid - yani "iktisat yapan" - demek. Parası olduğu halde delik ayakkabıyı giymekte ısrar eden birine cimri, aldığı ayakkabıya sağlam bakıp yıllarca giyene tutumlu diyebiliriz.
  • Tutumlu kişi yer içer ama israf etmez. Cimri ise aç olsa bile yemez içmez.
  • Tutumlu insan alternatifler üretir. Örneğin yemeğe vermediği parayla kitap alır. Sigara kullanmayıp o parayı biriktirir ve bilgisayar alır. Bir gün canı tatile gitmek ister, birikimi ile tatile çıkar. O ay çok alışveriş yaptıysa bir sonraki ay gereksiz harcamalar yapmamaya özen gösterir. İhtiyacı olan bir şey gördüğünde almaya hazırdır.
  • Cimrinin milyonları bile olsa parayla alabileceklerinden çok paranın kendisine değer verir. "Nasıl olsa daha iyisini bulurum" diyerek ihtiyacını karşılayacak şeyleri sorunsuzca alabilecek olduğu halde tercih etmez. En yakın arkadaşını zor durumda gördüğünde gözlerini kaçırır ve 5 lirası gitmesin diye sevdiği insanların sorunlarına duyarsız kalır.
  • Cimri insan taksiye 20 lira vermemek için bütün yolu yürüdüğünde ayağındaki 300-400 liralık ayakkabısını eskittiğinin farkında değildir. Yol boyunca ıslanıp hasta olur ve belki de taksinin 20 katını doktora, ilaca harcar. Ama o yine de taksiye binmeyerek 20 lira kar ettiğini düşünmeye devam eder. Çünkü cimri insan korkaktır, tutumlu insan ise zeki.
  • Cimri insan huzursuzdur, tutumlu insan ise huzurlu.
  • Cimri insan kaygılıdır, tutumlu insan ise güvende.
İpucu: Cimri olduğundan şüphelendiğiniz kişiye şunu sorabilirsiniz: "Bağırsakların sağlıklı mı?" Cimrilerin sindirim sorunları çektiği söylenir.

11 Haziran 2022 Cumartesi

Uzun yaşamın sırları

Warren Buffet'in ilham verici bir sözüyle başlamak isterim; "Eğer ihtiyacınız olmayan şeyler alırsanız, çok geçmeden ihtiyacınız olan şeyleri satmak zorunda kalırsınız." Dünya üzerinde insanlarının ortalama 100 yaşına kadar yaşadığı bölgeler resmi olarak saptanmış. Sırasıyla Okinawa (Japonya), Sardunya dağları (İtalya), Loma Linda (Kaliforniya), Nicoya yarımadası (Kosta Rika) ve İkaria adası (Yunanistan) şeklinde ifade edebilirim. Japonların bildiğiniz üzere uzun ve mutlu yaşamın sırrını İkigai kavramına borçlu olduklarını ayrıca vurgulamak lazım. İkigai kelimesi aynı zamanda kişinin hayatındaki değerin kaynağını veya hayatını değerli kılan şeyleri belirtmek için kullanılır. Bireyin içsel benliğini yansıtır ve bireyin kendini rahat hissettiği bir zihinsel durum yaratır. 

Hiç kuşkusuz sağlıklı genler uzun yaşamın nedenlerinden biri ama etkisi %30'dan az. Kalan %70'i belirleyen bizim hayat tarzımız. İşte söz konusu bu bölgelerde ortalama 100 yaşına kadar yaşayan insanların genel durumlarına bakıldığında çoğunun yaşlandığında bile hareketli olduğu gözlemlenmiş. Uzun yaşayan insanların diğer ortak özellikleri ise aileye önem veren, sosyalleşme ağırlıklı bir hayat tercih etmeleri... Uzun yaşamın önemli sırlarından biri de inançlı olmak ve yaşam amacına sahip olmak. İngiltere'de yapılan bir araştırma, yaşları 50'nin üzerinde olan 10 bin kişiyle ele alınan bir çalışmada mutluluğa yatkın kişilerin daha uzun yaşama olasılığının 3 kat daha fazla olduğunu ortaya koymuş. Peki mutluluğa giden en kestirme yolun "paylaşmak" olduğunu biliyor muydunuz? Aynı şekilde paranın bereketi de verdikçe artar. Para da paylaşılan her şey gibi çoğalır. Atalarımız "veren el boş kalmaz" diye boşuna dememişler. :)

Siz de kendi İkigai'nızı keşfetmeye var mısınız?

5 Haziran 2022 Pazar

Paylaşmak güzeldir...

Dünya artık tüketmek değil, paylaşmak istiyor. Hem zaten tüket tüket nereye kadar, bu tüketim çılgınlığının sonu yok ki? Dünyada hızla yayılan bu paylaşım akımının oldukça basit bir konsepti var; tüketiciler firmalara gitmek yerine ihtiyaçlarını kendi aralarında ve üstelik doğrudan temasla karşılıyorlar. Nasıl mı? Alıcı oldukları ürün ya da hizmet karşılığında kendi hizmetlerini, kullanmadıkları eşyalarını değiş tokuş yapıyorlar. Bazen ödünç vererek ya da bedavadan hediye ederek alışverişi sürdürüyorlar. Bu alışverişlerde bahsettiğim eşya ve hizmetler kategorisinin içinde aklınıza gelen her şey var; ev, araba, bisiklet, sehpa, ütü, bahçe, kıyafet, gerdanlık, zaman...

Paylaşım ekonomisinin değerli bir ekonomik akım olarak hızla gelişmesinin ve yaygınlaşmasının birkaç önemli sebebi var; ilki teknolojik gelişim, diğeriyse hızla artan insan nüfusu... 2050 yılına gelindiğinde dünya üzerinde yaşayan insan nüfusunun 9,3 milyar olacağı tahmin ediliyor. Özellikle şehirlerde artık dip dibe, birbirimize yapışık halde yaşıyor olacağız. Tabi bu arada gelişim süreci boyunca yaşanan finansal, çevresel ve sosyal krizlerin dünya insanının gözünü açtığını da görüyoruz. Artık hayatın anlamının "tüketmek" olmadığını öğreniyoruz. Bir de bu unsurlara gelir eşitsizliğindeki artışı da eklersek ve üstüne üstlük yeryüzü kaynaklarının tükeniyor olduğunu da hatırlarsak, birbirimizle paylaşmayacağız da ne yapacağız değil mi?

Bu doğrultuda bir içeri, bir dışarı kuralını hayatınızın bir parçası yapabilirsiniz. Yeni aldığınız her bir şey için evinizden bir şeyi paylaşmaya, başka birine vermeye ne dersiniz? Örneğin "yeni bir pantolon, eski bir pantolon evden çıkmadan alınmaz" gibi... Emin olun, isteklerimizin sonu yok. Öte yandan daha fazla, daha iyi anlamına gelmiyor. En aza ihtiyaç duyarak zengin olmak da mümkün. Sade hayatın bir erdemi var. Bir defa hayat "şeylere sahip" olunca değil, "yaşayınca" güzel oluyor. Hayatınızda her zaman yapacak bir işiniz, sevecek özel bir kişiniz ve yarın için umudunuz olsun... :)