Logo

Logo

30 Ağustos 2020 Pazar

Working Out Loud ile katkı sağlamak (Part 8)

Kişisel çıkar ve başkalarına yönelik ilgi tamamıyla birbirinden bağımsız motivasyon unsurları. Aynı anda her ikisi de sizlerde bulunabilir. Zaten insanlığa sunabilecek en değerli hediyelere sahipsiniz. Varlıklı ve başarılı bir risk sermayedarı olan Fred Wilson der ki: "Serbestçe verilen bir takım küçük hediyeler sayesinde çeşitlilikle dolu bir ilişki ağı ve daha fazla olanaktan yararlanabilirsiniz." İlk bakışta çok mantıklı gelmeyebilir ama ne kadar fedakar bir davranış gösterirseniz o denli bir ilişki size kazanımlar sağlayabilir.

Bir dakikalık bir zaman dilimi içerisinde bu doğrultuda LinkedIn veya twitter üzerinden bir kişiye atıfta bulunarak (@-mention) rahatlıkla dikkat çekebilirsiniz. İlgili kişi akabinde farkına vardıktan sonra bu jestinizi karşılıksız bırakmayabilir. Sizin bu yöndeki katkınız daha önce belki de hiç oluşmamış bir bağlantıyı ortaya çıkarabilir.

5 dakikanızı bile harcamadan farklı bir katkıda daha bulunmak ister misiniz? Halka açık bir şekilde LinkedIn veya twitter aracılığıyla bir kişiyi teşekkür edebilirsiniz. Halk açık bir şekilde geri bildirimde bulunmak bir kişinin yaptığı bir şeyi takdir etmeye değer bulduğunuzu gösterir. Bunu o kişiden ille de cevap / teşekkür almak üzere yapmazsınız, içinizden öyle geldiği için davranırsınız. Eğer o kişi size dönüş sağlayacak olursa, bunu da bonus olarak algılayabilirsiniz.

26 Ağustos 2020 Çarşamba

Takımlar için metotlar (Part 8) - Hızlı muhabir

Amaç: Katılımcıların konuyla ilgili Warm-Up gerçekleştirip birbirleriyle rahat bir atmosferde tanışmaları, toplantı / seminer gündemiyle ilgili bazı soruları cevaplandırmaları

Akış: Moderatör etkinliğin konusuyla alakalı yaklaşık 15 sorudan oluşan bir tanışma setini oluşturur. Örneğin zaman yönetimi adlı bir seminer için şu şekilde olabilir: "En son ne zaman kendini dar boğazda hissettin?" veya "Başarıyla uyguladığın bir zaman yönetimi metodundan bahsedebilir misin?" Katılımcılar farklı bir kişiye seçtikleri bir soruyu yönlendirir. Her iki kişide karşılıklı olarak birbirlerinin sorularını cevapladıktan sonra başka bir soru partneriyle devam ederler.

Akılda kalsın: Seans içerisinde bir kişi yalnız kalırsa moderatör de aktif olarak katılım sağlar. Soruların olabildiğince kısa bir şekilde cevaplandırılması tavsiye edilir.

Araç: Hedef sorularla hazırlanmış bir doküman

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Active Sourcing tüyolarına hazır olun! (Part 4)

10) LinkedIn platformundan yoğun bir şekilde faydalanın

LinkedIn'in hali hazırda yüksek cevap oranları olduğu göz önünde bulundurulursa ve uluslararası düzeyde de çok çeşitli potansiyel adaylara erişimin mümkün olması nedeniyle bu platformda çok daha fazla vakit geçirmenizi tavsiye ederim. Özellikle MINT (matematik, enformatik, fen ve teknik) kökenli yeteneklerle LinkedIn üzerinden bağlantıya geçmeniz çok daha olası.

11) Adayda cazibe yaratmak için iletişim transferini kullanın

Potansiyel adayınızın size cevap olasılığını artırmanız mümkün. Kendisini ortak bir tanıdığınızın tavsiye ettiğini ve pozitif bir görüş dile getirdiğini öne sürmeniz bir bağ kurmanıza vesile olacaktır. Bu durum karşı taraftaki yetenekte hem ilgiyi yükseltecek, hem de cezbedici bir unsur olacaktır

12) Şirket temsilcisi olarak kendinizi LinkedIn'de ön plana çıkarın

LinkedIn aracılığıyla yetenek avcılığında sizi başarıya götürecek unsurlardan biri sizin de bu platformda görünür olmanız. Bazen burada özel yaşamınıza ilişkin paylaşımlar da yapmanız düşünülebilir. Potansiyel adayınızın ilişki ağında yer alan insanlarla öncesinde bağlantı kurabilirsiniz. Bu doğrultuda yetenekle irtibata geçtiğinizde ortak kişiler üzerinden ilerleme şansına sahip olacaksınız.

22 Ağustos 2020 Cumartesi

Working Out Loud - Smart exercises for Networking (Part 7)

Working Out Loud kapsamında en son yazımda ilişki ağının hayatımızın üzerinde oluşturabileceği etkileri üzerine bahsetmiştim. Bu konuyla bağlantılı hızlıca ve basit bir şekilde hayata geçirebileceğiniz iki egzersizi aktaracağım.

Bir dakika kendinize zaman ayırarak düzenli Network halinde olduğunuz insanları hafızanıza getirin. Aralarından bağlılık duygusu hissettiğiniz kişiler size ne anlam ifade ediyor? Bu kişilere yönelik yüksek güven unsuru, karşılıklı bilgi paylaşımı ve işbirliği sizce neden oluşuyor? Sizce burada belirleyici olan yaşadığınız deneyim midir?

En fazla 5 dakikanızı alacak şekilde kendinize basit bir LinkedIn profili oluşturun. Fotoğraf ve diğer detayları daha sonra zamanla ekleyebilirsiniz. Eğer halihazırda LinkedIn profil sahibiyseniz, kısaca bir gözden geçirmenizde fayda var. Ne derece güncelliğini koruyor acaba? Farklı kişileri araştırdığınızı düşünün. Karşınıza çıkmasını arzuladığınız ideal profil sizin mevcut LinkedIn profilinizle örtüşüyor mu? Belki LinkedIn dünyasına girmek istemiyor da olabilirsiniz. O halde bu platformu sanal ortamda bir kartvizitiniz olarak düşünebilirsiniz, bir çok insanda olan ve olması beklenilen.

20 Ağustos 2020 Perşembe

Takımlar için metotlar (Part 7) - ESVP (Explorer, Shopper, Vacationer, Prisoner)

Sanal dünyada bir çok katılımcının yer aldığı bir etkinlikte uygulama fırsatına sahip olabileceğiniz ESVP yöntemini merak ediyor musunuz? 

Amaç: Katılımcıların kişisel tutum ve bakış açılarının ortaya çıkarılması

Akış: Bir çalıştayda yer alan katılımcıların enerji ve ilgi seviyelerini tespit edebilmek için çok basit bir matris yaklaşımıyla ilerleyebilirsiniz. Katılımcıların - dilerlerse anonim olarak - etkinlik esnasında mod olarak kendilerini hangi kutuda konumlandırdıklarını işaretlemelerini veya etiketle yapıştırmalarını isteyebilirsiniz. "Explorer" noktasında yer alan kişi keşfe çıkmış gibidir. Çalıştaydan nasıl bir faydayla çıkabileceğine odaklanır. "Shopper" pozisyonunu alan kişi alışverişe çıkmış biri gibi çalıştay boyunca karşısına çıkabilecek olası fırsatları değerlendirmeye endekslidir. "Vacationer" adı üstünde günlük iş rutininin dışına çıkarak mola verdiği için halinden oldukça memnundur. "Prisoner" olarak etkinlikte bulunan kişi ise bu birliktelikte bir anlam bulamaz. Öte yandan katılmaktan başka bir seçeneği olmadığı için sonuna kadar sabretmek zorunda kalır.

Akılda kalsın: En fazla ortaya çıkan tutuma yönelik çalıştayı yöneten kişi bu durumu dile getirebilir ve tüm katılımcılarda farkındalık yaratabilir. Anonim olarak konunun ele alınmasının daha gerçekçi bir sonuç ortaya çıkaracağı tavsiye edilir.

Araçlar: Hazırlanmış matris şablonu, yapıştırıcı etiketler

18 Ağustos 2020 Salı

Active Sourcing tüyolarına hazır olun! (Part 3)

7) Instagram aracılığıyla akıllı bir şekilde bağlantı sağlayın

Instagram kanalıyla kişiye özel mesaj iletmek bildiğiniz üzere mümkün oluyor. Bu doğrultuda şirketinizin Instagram profilini de etiketleyerek dikkatinizi çeken potansiyel bir adayın paylaşımını yorumlamak ve sonrasında özel mesajlaşmaya yönlendirmek çok daha ilgi çekici olabilir.

8) Sosyal medyada bağlantı için doğru iletişim yaklaşımını kurun

Kısa paylaşımlar, yaratıcı bakış açısı ve emoji kullanarak potansiyel adayla iletişimi başlatabilirsiniz. Telefon veya online görüşme için fazla da uzatmadan planlama yapılmasında fayda var. Sosyal medya kanalıyla uzun ve romanvari yazışmaların çok da amacına uygun olmadığı belirtiliyor.

9) İlk temas için klasik kanallar olan mail ve telefonla haberleşmeyi aklınızda bulundurun

Görüşmeyi istediğiniz potansiyel bir adayın ismini Google aracılığıyla aratabilirsiniz. Emin olun, internet dünyasında ne kadar çok insanın mail adresi ve hatta telefon numarası gibi iletişim bilgilerinin yer aldığını görünce şaşıracaksınız. İlgili kişi bu durumun farkında olmayabilir, sizin için bağlantıya geçmek için ise ideal bir fırsat.

16 Ağustos 2020 Pazar

Siz nerede çalışmak istersiniz?

Ofis ve yerinde çalışma düzeninden sonra pandemiyle birlikte malum evlerimize kapandık ve Home Office artık hayatımızın bir parçası haline dönüştü. Her ne kadar evde de verimli çalışmanın mümkün olabildiğini deneyimlesek de ev ve şirket dışında da bir çok alternatif çalışma yeri mevcut. Mekan değişikliğinin rutin iş gününü daha yaratıcı kıldığı bir gerçek. Artık bize her yer ofis diyebilir miyiz?

1) Coffeeshop

Çınlayan fincanlar, müşterilerin mırıltısı ve canlı bir ortam eşliğinde çalışmak kulağa nasıl geliyor? Mis gibi taze kahve kokuları eşliğinde yüksek performans sergilemeye ne dersiniz? Şehrin her noktasında çeşitli cafe'lerin olduğu düşünülürse üstelik ulaşım kolaylığı da mevcut. Eminim ki bu cafe'lerin birinde siz de çalışmak için güzel bir köşe bulacaksınızdır.


2) Park

Herhangi bir parkta bulunan tahta masa veya çimlerin üzerinde kucakta laptop'unuzla çalışmak nasıl olurdu? Yaz ayları parklardaki temiz hava ve doğayla iç içe olmaya davetiye çıkarıyor haliyle. Güneş ışığından ekranınızın olumsuz yönde etkilenmemesi için tabi kendinize gölgelik bir yer bulmanız tavsiye edilir. Parkta ve doğada çalışmanın en güzel yanı ise tamamıyla ücretsiz olması. :)


3) Yazlık

Kim demiş yazlığın sadece tatil amaçlı kullanılabileceğini? :) Değişik bir ortam yaratarak kendi veya kiraladığınız yazlık evinizde çalışmak sizin verimliliğinizi artırabilir. Dağlık veya sahil ortamında hem manzaranın keyfini yaşayabilirsiniz, hem de şehir hayatının gürültüsünden uzakta olabilirsiniz. Tabi internet erişiminde sıkıntı yaşamamak adına kalacağınız yazlığın çok da ücra bir köşede olmamasında fayda var.


4) Ortak çalışma alanı (Co-Working-Space)

Ortak çalışma alanlarında farklı sektörlerden uzmanlarla karşılaşmak mümkün olabilir. Dolayısıyla Co-Working-Space olarak adlandırılan mekanlarda bulunmak iletişim ağınızı genişletmeniz için harika bir fırsat oluşturabilir. Değişik / Çeşitli insanların bu tür yerlerde bir araya gelebilecek olmasından ötürü ilham verici bir çalışma ortamı da pekala sağlanabilir. Genelde çalışma yerlerinin oldukça profesyonel bir şekilde donatılması da bir başka avantaj. Bu doğrultuda belli bir masrafa da katlanılması gayet olağan kabul edilebilir.


5) Kütüphane

"Sessizlikten güç doğar" diye bir deyim vardır. İş yaparken çevresinde çıt çıkmasını istemeyenler için sanırım kütüphaneler en ideal yer olsa gerek. Odaklanma ve konsantrasyonun doruk noktasına çıkması ve günlük hayatın kargaşasından sıyrılmanız için kütüphanede bir çalışma gününe ne dersiniz?


6) Tren

Uzun bir yolculuğa çıktığınızda tren içerisinde çalışmak da gayet makul bir tercih olabilir. Diğer yolcuların seslerini Noise-Cancelling tarzı kulaklıklarla kısabilir ve yolculuk esnasında geçilen manzaralar sizi yaratıcı düşünceye sevk edebilir. Ayrıca internet bağlantısı ve oturduğunuz koltukta bir masanın bulunmasıyla birlikte ortam bir anda mobil ofisinize dönüşebilir. :)


Peki bu kadar seçenek arasından sizin favori tercihiniz neresi olur?

12 Ağustos 2020 Çarşamba

Türkiye & Almanya'da işe alım süreçleri nasıl mı? (Part 4)

Bir önceki yazımda Almanya'daki işe alım süreçleriyle ilgili akılda kalan anılarımı belirtmeye başlamıştım. Bugün de 3 kayda değer unsura değinip bu yazı serimizi sonlandıracağım.

  • Referans kontrolü: Almanya'da "Reference Check" noktasında ülkemize kıyasla belirgin bir fark var. Olumlu anlamda karar kılınan bir adayın Türkiye'de çoğunlukla min. 2 mesleki / profesyonel ortamda adayı değerlendirebilecek kişiyle ilgili telefon kanalıyla görüş ve yorumlar alınıyor. Bunun için de genellikle bir referans kontrol formu aracılığıyla yaklaşık 10-15 dakikalık bir telefon görüşmesi yapılıyor ve rapor haline getiriliyor. Hem İK profesyoneli bu kapsamda klişe sorularını yönlendirmek ve not tutmak durumunda kalıyor (bir çok defa bu adımın stajyerlere yaptırıldığını da biliyorum!), hem de referans veren kişi bu durum için gönüllü olarak zaman ayırıyor. Bunun yerine acaba Almanya'da olduğu gibi çalışanlara şirketlerinden ayrıldıklarında bir referans mektubu düzenlense ve tebliğ edilse nasıl olurdu (örn. çalışma belgesi gibi)? Bu referans mektubu ("Qualifiziertes Arbeitszeugnis") şirketler için yasal bir yükümlülük oluşturuyor, çalışanın bu dokümanı talep etmesi en doğal hakkı. Dolayısıyla bu referans mektubunu CV'sine ek olarak resmi başvurusu esnasında kullanabiliyor. Bu referans mektubu peki neler içeriyor?
--> Kişiye yönelik temel bilgiler
--> İş sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihleri
--> Şirketle ilgili temel bilgiler
--> Şirketteki görev ve sorumluklar
--> Performans ve davranışsal değerlendirmeler
--> İşten ayrılma gerekçesi
--> Teşekkür ve geleceğe yönelik temenniler
  • Geri dönüşler: Almanya'da başvuruda bulunmuş olduğum hemen hemen her pozisyon için olumsuz da olsa yazılı yolla (çok istisna durumlarda telefonla bile aranarak) bilgilendirildiğimi belirtmek isterim. İK profesyonellerinin hem işlerine hem de ilgi gösteren adaylara yönelik saygısı bu olsa gerek. Bu konuda Almanya'daki şirketleri (aile, orta ölçekli, kurumsal fark etmeksizin) takdir etmek isterim. Ne yazık ki benzer yaklaşımı Türkiye'de görmek mümkün değil. Çevremde onlarca arkadaş tarafından şirketlerin yapılan başvurulara duyarsız kaldıklarını ve mülakat yapılan durumlarda bile olumsuz geri bildirim zahmetinde bulunmadıklarını duyuyorum. Türkiye'deki bir çok meslektaşımın bu davranışını anlamakta açıkçası güçlük çekiyorum. Nerede o dillerden düşmeyen işveren iletişimi ve pozitif aday deneyimi? Masanın diğer tarafında kendileri olduklarında ne hissederler acaba?
  • Headhunting firmaları: Türkiye'de sadece 1-2 seçme ve yerleştirme hizmeti sunan danışmanlık firmasıyla kontağım oldu. Almanya'da daha sık bu tür Headhunting firmalarının süreçlerini deneyimledim. Aday perspektifinden bakıldığında ilk etapta karşında muhatap alacağın şirket yetkilisini bulamamak bende her daim garip bir hissiyat uyandırmıştır. Potansiyel işverenin süreci başından itibaren sahiplenmesi kesinlikle benim tercihim olur. Danışmanlık firmalarındaki yaklaşımı tecrübelerim doğrultusunda hem yüzeysel hem de pek samimi bulmuyorum. İletişim anlamında asıl işverenle kopukluklar yaşandığı da oluyor. Adaya daha ayrıntılı bilgi verilmesi konusunda yetersizliklerle de karşılaştım. Bir de sizin mülakat performansınız sayesinde şirkette görev almaya başladığınızda havadan kazanç elde ediyorlar. Hızımı aldım, zincirleme devam etmeden burada en iyisi bir son nokta koymak lazım. :)

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Türkiye & Almanya'da işe alım süreçleri nasıl mı? (Part 3)

Bugünkü ve bir sonraki yazımda Almanya'da faaliyetlerini sürdüren şirketlerle yapmış olduğum mülakatlar (yüz yüze, video, telefon) ve işe alım süreçlerinde dikkatimi çeken noktalara değinmek istiyorum. Hazırsanız başlayalım...

  • Değerlendirme Merkezi: Hatırladıklarım arasında en az 2 şirketin uzmanlık rollerine ilişkin seçme ve yerleştirme sürecinde pozisyona özgü davranışsal yetkinlikleri iş üzerinde olabildiğince objektif bir değerlendirme imkanı sunan "Assessment Center" uygulamasında fiziki olarak yer almıştım. Vaka analizi, bireysel sunum, rol oyunu, grup çalışması gibi egzersizleri peş peşe tamamlamak zorunda kalmıştım. Yoğun ama - sonuç ne olursa olsun - bir o kadar da öğretici ve deneyimlerle dolu günler olduğunu ifade edebilirim. Dolayısıyla bu Değerlendirme Merkezi'nden Türkiye'de şirketler / İK departmanları olarak çok daha fazla faydalanmamız gerekir kanaatindeyim. Bunun için pahalı ve katalog hizmeti sunan danışmanlık firmalarına ihtiyaç dahi yok. Pekala iç kaynaklarla da biraz yaratıcılık ve tasarım becerisi ile ilerlemek mümkün.
  • Ekiple tanışma: Yukarıda bahsi geçen kurumsal şirketlerin birinde Değerlendirme Merkezi'ne entegre olarak alışılmışın dışında bir uygulamayla daha karşı karşıya kalmıştım. Beni yaklaşık 30 dakikalığına muhtemel ekip üyeleriyle baş başa bırakmışlardı. Karşılıklı tanışma sonrasında hem ben onlara şirket, iş ve kurum kültürüyle ilgili merak ettiklerimi sorup öğrenmiştim, hem de ekip benim eğitim ve iş hayatı geçmişimle ilgili fikir sahibi olmuştu. Benzer bir durumu Türkiye'de sonrasında çalışmaya başladığım şirketlerin birinde daha yaşamıştım. Buradaki birliktelik hatta 1 saat sürmüştü. Bu tabi bir yandan ilgili İK Direktörü / Müdürü konumunda olan kişilerin şeffaf bir anlayışı doğrultusunda adaya da ekip dinamiğiyle ilgili bir iç görü sağlıyor. Öte yandan o an muhtemel ekibin bulunduğu kalabalık ortamda bir anlık falsonuz işe alım sürecinin seyrini olumsuz yönde de değiştirebilir, yani belli bir riski de içeriyor. Aklıma ne geldi dersiniz? :) Şu işe alım faaliyetleri İK ve yöneticiler yerine ilgili takıma devredilse nasıl olur sizce? Takım neticede yeni ekip üyesini seçmek için yetkinlik, kan uyumu, kurum kültürü gibi kriterleri rahatlıkla analiz ve değerlendirebilecek nitelikte olsa gerek. Hmmm, bu fikri tuttum galiba. :)

3 Ağustos 2020 Pazartesi

Türkiye & Almanya'da işe alım süreçleri nasıl mı? (Part 2)

Bu yazı serimizin ilk bölümünde torpilsiz iş ve ön yazının potansiyel gücünden bahsetmiştim. Devamını getirmek için ben de sizler gibi sabırsızım. :)

  • Yetenek testleri: Türkiye'de karşılaştığım her işe alım sürecinde olmasa bile bir kısmında online yönlendirilen sayısal ve sözel yetenek testlerinin ne kadar gereksiz ve amaca hizmet etmediğini belirtmeden geçemeyeceğim. Standart ve jenerik bir format olmasından ötürü hedef pozisyonla hiç bir ilişkisi yok. Aday için zaman kaybı ve süreç içerisinde olumlu deneyimi baltalayan bir uygulama. Kurumlar da çoğunlukla bu hizmeti satın aldıkları için kaynak israfından başka bir şey değil. Acaba İK profesyonelleri buradan aday ve pozisyon uyumu arasında hangi "olağanüstü" iç görüleri elde ediyorlar? Birileri bana açıklayabilirse ben de aydınlanmış olurum. :)
  • "Sizi biraz bekleteceğiz"... "Az sonra başlayacağız"... "Biz de birazdan hazırız"...: Bu kısa cümleler bir aday olarak size bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Yaklaşık 5 aydır mülakatlar / iş görüşmeleri neyse ki online platformlara taşındı. Ne mutlu hem adaylara hem işverenlere... :) Ağırlıklı olarak yüz yüze mülakatların olduğu dönemde Türkiye'de sonu mutlu biten - daha önce çalışmış olduğum 3 şirketin - işe alım süreçlerinde randevu verilen zamanın dışında (çeşitli gizemli gerekçelerle) min. 30 dakika bekletildiğimi daha bugün bile hatırlarım. Adayların heyecanla ve coşkuyla şirkete tam zamanında yetişmek için çabaladıklarını, her geçen ekstra sürenin adayları daha tedirgin ettiğini ve belki bu durumun mülakat performanslarına bile tesir ettiğini hatırlatmakta fayda var.
  • Mülakat başlangıcı & süresi: Bir çok defa aday olarak katıldığım yüz yüze veya online mülakatlarda artık klişe haline gelmiş "Biraz kendinizden bahseder misiniz?" başlangıcına şahit oldum. Bu bende nasıl bir algı bırakıyor, biliyor musunuz? Karşımda şirketi temsil eden kişi(ler) CV'mi pek inceleme zahmetine girmeden bu soruyu yönlendirip arkalarına yaslanıyorlar. Bu arada gözler de özgeçmişin üzerinde tarama modunda ve zaman kazanılmaya çalışılıyor. Çoğu anlatılanlar o anda havada kalıyor. Biraz daha yaratıcı ve şaşırtıcı mülakat başlangıçları ne de güzel olurdu? :) Ayrıca 1 saatlik zaman dilimlerini aşan mülakatlara da aday olarak denk geldim. Her iki tarafında 1 saat geçtikten sonra zihinsel olarak bir odaklanma ve konsantrasyon kaybı olasılığı çok yüksek. Bu nedenle bu kritik zaman eşiğini aşmamakta yarar var diyenlerdenim.