Logo

Logo

31 Mayıs 2020 Pazar

"Working Out Loud" kavramını duyanınız var mı? (Part 1)

Bir önceki paylaşımımda blog yazmamın nedenlerine değinmiştim. Bir çoğunuz mutlaka Simon Sinek'in altın çember modelini biliyordur. Kendisinin "Neden ile başla" kitabı ve bu yöndeki TEDx sahne performansı bir eylemin amaç odaklı bir çıkış noktasının olmasının çok daha etkili sonuçlar doğurduğunu ifade eder. Kendi adıma bu "Niçin - Nasıl - Ne?" döngüsünü 2017 yılının başlarında fark etmiştim. Hatta bu perspektiften Mercedes-Benz'deki rolümde İK danışmanlığını yürüttüğüm ve yarım günlük bir ekip çalıştayı ricasında bulunan departman için bir kurgu hazırlayıp fasilitasyonunu yürütmüştüm. Müdür, yönetici ve diğer ekip üyeleri bu birlikteliği hem verimli hem de öğretici bulmuşlardı. O günden bu yana "Neden?" vurgusuna daha fazla yöneldiğimi hissediyorum.

Bir sonraki adımda ne gibi içerikler üreteceğimi merak edenler olabilir. Her hafta üç farklı paylaşımla bu platformda sizlerle birlikte olmayı arzuluyorum. İK profesyoneli kimliğimle sizlere pratik iş hayatınızda fayda sağlayacağına inandığım bilgilerle karşınızda olacağım. O halde daha fazla laga luga yapmadan bu yazımın başlığında da okuduğunuz üzere sizleri "Working Out Loud" yaklaşımıyla tanıştırmak istiyorum. :) Hem özel hem iş yaşantınızda uygulayabileceğiniz bu efsane metodu bir yazı serisi şeklinde ele alacağım. 2018 yılının sonlarına doğru tesadüfen XING platformunda (kariyer odaklı bir sosyal paylaşım sitesi) yer alan bir metinde WOL'u keşfetmiştim. 
Bir anda ilgimi çekmiş, daha fazla araştırmaya başlamıştım. WOL çemberine yönelik kılavuzları hızla incelemiştim. TOFAŞ'da çalıştığım dönemdi. Yetenek Yönetimi & İşe Alım Müdürlüğü'ndeki ekibimize WOL ile ilgili sunum yapmak üzere hemen hazırlıklara başlamıştım. Sonrasında büyük bir tutku ve hevesle müdür, yönetici ve ekip arkadaşlarımın olduğu ortamda anlatıma koyulmuştum. Aynı şekilde özel sektörde bir sonraki durağım olan Vaillant İK'daki ekip arkadaşlarıma da WOL'den sunum eşliğinde bahsetme fırsatım olmuştu. Hatta 2019 yılı içerisinde Vaillant'ın dünya genelinde faaliyet gösterdiği ülkelerden 100 civarında İK profesyonelinin davet edildiği ve Almanya'da nezih bir ortamda gerçekleştirilen 3 günlük Networking buluşmasında program içerisinde yer alan çalıştaylardan birinin konusu WOL ile ilgiliydi. WOL ile ilgili şirket içerisinde farkındalık yaratmaya çalışan ve Almanya'daki merkez İK ekibinde bu metodun yaygınlaştırmasını hedefleyen bir kişinin olması beni oldukça mutlu etmişti. Tabi diğer seçenekler arasından hiç düşünmeden WOL çalıştayında bulmuştum ben de kendimi. :)


WOL'un altında yatan felsefeye gelmeden önce günümüzde deneyimin önemine inanan biri olarak sizleri doğrudan bir WOL çemberine davet etmek istiyorum. Bir WOL çemberinin oluşumu için 4-5 kişinin bir araya gelip haftada 1 saatini ayırarak toplamda 12 hafta boyunca aktif olması bekleniyor. Her hafta size sunulan kılavuz sayesinde yapacağınız basit egzersizlerle kendinize özgü belirlemiş olduğunuz hedefinize yaklaşacak, anlamlı ilişkiler kuracak ve güven kazanacaksınız. 12 haftanın sonunda ise daha büyük bir sosyal ağa sahip olup yeni yetkinlik ve alışkanlıklar edinmiş olacaksınız.

Katılımcıların bir çemberi tamamladıklarında WOL ile ilgili tek kelimeyle duygularını tarif etmeleri istenildiğinde en fazla yanıt "Kendimi çok daha güçlenmiş hissediyorum" olmuş. Bu duygu o kadar çok ağır basıyor ki, katılımcılar WOL ile ilgili deneyimlerini arkadaşlarına anlatmadan edemiyorlar. Sanırım WOL'un sihirli gücü burada yatıyor. Yoksa WOL çemberlerinin bugünlerde 60'dan fazla ülkeye ve yüzlerce kuruma yayılması mümkün olur muydu?

Siz de farklı bir bakış açısına geçip WOL hikayenize başlamak mı istiyorsunuz?

1) 3 veya 4 farklı insan bulun. Tanıdığınız kişiler de olabilir ya da WOL CircleFinder & WOL Turkey LinkedIn grubu üzerinden ilerleyebilirsiniz.

2) WOL çember kılavuzlarına ulaşın (Türkçe dilinde de mevcut).

3) İlk buluşmanızı birlikte planlayın.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Blog yazmak da ne alaka?

Aristoteles "İnsan en iyi yazarken düşünür" der. Yazmak, insanın düşünce ve duygularıyla yüzleştiği, olaylara yeni bir bakış açısı kazandığı ve beynimizin sözel ve duygusal tarafını geliştiren içsel bir yolculuktur.

Esasında benim bu yolculuğum Almanya'da profesyonel iş hayatına atıldıktan sonra ciddi anlamda başladı. Çeşitli kaynaklardan edindiğim bir takım yeni bilgileri ekip arkadaşlarımla ve iş çevremle de paylaşmak yönünde bir dürtüm oluştu. Aldığım notları mini bir sunum şekline dönüştürüp kendi isteğimle yazılı veya sözlü şekilde aktarmak için can atıyordum. Bu durum bende inanılmaz bir tatmin yaratıyordu. İnsanlara fayda sağlamak sanırım bu doğrultuda benim için önemli bir değer haline geliyordu. Ayrıca bu sayede elimin altında zengin bir bilgi havuzu oluşması da işin çabası. Zamanla bilgilerin yanına ilgi uyandırabilecek etkinlikleri de eklemeye başladım (örn. zirveler, konferanslar, eğitimler, seminerler). Bir bakıma kendi kendime İK'da AR-GE'cilik oynuyordum. :) Pandemi döneminde de sosyal medya aracılığıyla takip ettiğim bir webinar ajandası oluşturup belli günlerde duyurmaya devam ediyorum. Bu dönemde ücretsiz erişebileceğimiz harika oturum ve konuşmacılar olduğu için çok sevinçli ve mutluyum açıkçası.

Bursa'ya taşınmadan önce Marmara Uni döneminden bir arkadaşım doğum günümde bir anı defteri hediye etmişti. O vakte kadar çok üzerinde durmamıştım. Şimdi geriye dönüp baktığımda kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. TOFAŞ ve Vaillant dönemlerini günlük şeklinde kayıt altına aldım. "O gün hangi önemli olayı yaşadım? O güne dair bende hangi duygu durumu ağır bastı? Günün sonunda nasıl bir çıkarımım oldu?" gibi aklıma gelen unsurları kaleme dökmek hakikaten beni rahatlatıyordu. Bir yandan farkındalığımı artırıyordu, diğer yandan bireysel gelişimim için de bir araç olarak kullanıyordum. Aslında her günü anı koleksiyonumun bir parçası olarak görüyordum. Oldum olası koleksiyonculuğu sevmişimdir zaten. Çeşitli etkinliklerle ilgili bilet koleksiyonumu 2000 yılından bu yana devam ettirdiğimi az önce kendime hatırlatmış oldum. :) Forma koleksiyonu, foto koleksiyonu, turistik ve kültürel seyahatlerdeki hediyelik eşyalar gibi... Sosyal medya platformlarında bırakmış olduğumuz her bir dijital iz koleksiyondan ibaret değil mi?

Almanca bir deyime göre "Yazmak kalbinize dokunabilir, gözünüzü açabilir ve hayatınızı etkileyebilir." O halde şimdi yazar olma zamanı!

26 Mayıs 2020 Salı

Eğitim ve iş hayatımda neler oldu?

Kasım 2014’e kadar hayatım Almanya’da geçti. Kreş ve 13 yıllık okul hayatımın sonunda Gymnasium Vogelsang’da Abitur sınavlarını başarıyla tamamlayıp üniversitede eğitim hakkını elde ettim. Ekim 2005’de Bergische University Wuppertal’ın Ekonomi Bilimleri bölümünde başlayan üniversite dönemimi 5,5 yıl içerisinde Yüksek Lisans mezuniyetiyle noktaladım. Bu süre zarfı içerisinde bir sömestr için ERASMUS öğrenci değişim programı aracılığıyla Marmara Üniversitesi’nin yolunu tuttum ve Türkiye’de merak ettiğim öğrencilik yaşamını deneyimleme fırsatını yakaladım.

Mezuniyet sonrası – biraz tesadüfi olarak – kendimi orta ölçekli bir aile şirketinin İK fonksiyonunda buldum. Bahsettiğim firma demiryolu inşaat sektöründe hizmet vermekte ve Deutsche Bahn (Almanya Devlet Demir Yolları) ile işbirliği içerisindeydi. 2,5 yıllık bir görev süresinin sonunda önemli bir iş fırsatı nedeniyle Türkiye’ye yerleşme kararı aldım.


Haziran 2017’ye kadar Mercedes-Benz Türk (DAIMLER) Aksaray Kamyon Üretim Fabrikası'nda sırasıyla İşe Alım Uzmanı ve İK İş Ortağı rollerinde görev aldım. Bu dönemde eş zamanlı olarak ODTÜ İnsan Kaynakları Yönetimi Sertifika Programı'na dahil olup başarıyla bitirdim. Bir sonraki durağım ise Bursa oldu. TOFAŞ (Koç Holding-FCA) bünyesinde Yetenek Kazandırma Uzmanı görevini otomotiv sektörünün binek ve hafif ticari araç kulvarlarında yürüttüm. Hayat beni Mayıs 2019'da Eskişehir'e getirdi ve Vaillant Group Türkiye'de Kıdemli İK İş Ortağı rolüne geçiş yaptım. Burada Bozüyük-İstanbul-Almanya yörüngesinde geçen çalışma deneyimim ve yurtdışında HR Business Partner Sertifikasyon Programı'na katılımım sonrası 2020 yılı başında yeni bir heyecan için ayrılma kararı aldım.



Eskişehir'de faaliyetlerini sürdüren prestijli ve köklü bir şirketle pandemi dönemi öncesinde başlayan ve sonuna kadar dijital ortamda geçen süreçte Nisan 2020'de işbirliği için söz kestik. Esasında yıllardır işe alım süreçlerinde masanın şirket tarafında bulunan bir kişi olarak beraber çalışacağım insanlarla bu dönemde fiziksel ortamda hiç bir araya gelememek ve şirket / fabrika ortamının yakından nabzını tutamamak benim için de farklı ve ilginç bir deneyim oldu. Bu doğrultuda büyük bir heyecanla ve motivasyonla Kıdemli İK İş Ortağı rolünde katkı sağlayacağım günlerin gelmesini iple çekiyorum. :)