Bazı yolculuklar vardır; sadece yeni yerler görmezsin, aynı zamanda kendine de biraz daha yaklaşırsın.
Son Ramazan Bayramı’nda rotamı “Ege’nin saklı köyleri”ne çevirdim. Üç gün, bolca hikaye, biraz tarih, biraz lezzet ve çokça “iyi ki gelmişim” hissi…
Hazırsan başlıyoruz... 🌿
☀️ 1. gün: Birgi’nin sessiz asaleti, Tire’nin lezzeti, İzmir’in ritmi
İlk durak: Birgi
2012’de UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’ne giren, 2022’de de UNWTO tarafından “En İyi Turizm Köyü” seçilen bu küçük kasaba adeta zamanın yavaş aktığı bir açık hava müzesi.
Serpme kahvaltı ile başlayan sabah taş sokaklarda yürüyüşle devam etti.
Çakırağa konağı, Derviş Ağa medresesi ve Mehmet Aydınoğlu adına inşa edilen türbe ve camii…
Her biri geçmişin bugüne bıraktığı zarif bir iz gibi.
Birgi’de kestane ve cevizin ününü duyarsın… ama ipek dokumacılığının inceliğini görünce “ustalık” kelimesine yeniden anlam yüklersin.
Öğleye doğru rota: Tire
Hayvancılık ve süt ürünleriyle ünlü bu ilçemizde Tire kent müzesi ziyareti sonrası gelen o meşhur an: 👉 Tire şiş köftesi!
Günün finali ise klasik bir Ege ritüeli: İzmir Kordon’da yürüyüş, bir cafe'de deniz manzarası eşliğinde uzaktan bayramlaşma turu, sonra bir pub’da turdan dostlarla keyifli sohbet…
🌊 2. gün: Kale sokakları, matematik ve efsaneler
Sabahın rotası: Sığacık
Kale içi, dar sokaklar, küçük tezgahlar ve deniz kokusu…
Burası sadece bir yer değil, bir his.
Sonra bambaşka bir durak: Şirince
Ama bu sefer şarap değil, zihin açıcı bir mola: Nesin matematik köyü...
Matematiğin doğayla buluştuğu bu yerde insan şunu düşünüyor: “Öğrenmek gerçekten böyle bir şey olmalı…”
Günün devamında Doğanbey köyü ve ardından büyüleyici bir manzara: Bafa gölü & Beşparmak dağları...
Burada sadece doğa yok, bir de efsane var: Ay tanrıçası Selene ile ölümlü Endymion’un aşkı…
Bazı manzaralar sadece izlenmez, hissedilir.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder