Ofiste bir durum düşünün.
Bir proje var.
Zor bir görev.
Acil çözülmesi gereken bir problem.
Yönetici etrafına bakıyor ve aynı kişiyi seçiyor: "Bunu sen halledersin."
Bir süre sonra yeni bir proje geliyor.
Yine aynı kişi.
Yeni bir kriz çıkıyor.
Yine aynı kişi.
Yeni bir çalışma grubu kuruluyor.
Tahmin edin kim davet ediliyor?
Evet... Yine aynı kişi.
İlk başta bu bir takdir göstergesi gibi görünür.
Ama zamanla ilginç bir durum ortaya çıkmaya başlar: Başarılı insanlar daha fazla fırsat mı elde ediyor, yoksa daha fazla yük mü üstleniyor?
İşte bunun adı: "High performance punishment"
Türkçe ifade edecek olursak: "Yüksek performans cezası"
Yani bir çalışanın başarılı olduğu için sürekli daha fazla iş, daha fazla sorumluluk ve daha fazla beklentiyle karşılaşması.
Başarı neden bir cezaya dönüşür?
Çünkü organizasyonlar çoğu zaman riski azaltmak ister.
Bir işin başarılı şekilde tamamlanmasını garanti altına almak isteyen liderler şu düşünceye yönelebilir: "En güvenilir kişi kimse işi ona verelim."
Kısa vadede mantıklı görünür.
Ancak uzun vadede bazı sorunlar yaratabilir.
Çünkü aynı kişiler sürekli yüklenirken diğer çalışanların gelişim fırsatları azalabilir.
Başarılı insanlar bu tuzağa nasıl düşüyor?
Genellikle şu özelliklere sahip kişiler;
✅ Sorumluluk alır.
✅ Sonuç üretir.
✅ Güven verir.
✅ İşleri takip eder.
✅ Problemleri çözer.
Tam da bu nedenle organizasyon için vazgeçilmez görünmeye başlarlar.
Ancak zamanla şu durum ortaya çıkar: Başarı yeni fırsatlar getirmek yerine yeni işler getirmeye başlar.
"Ödül" ile "ek iş" arasındaki ince çizgi
Bir çalışana yeni sorumluluk verilmesi her zaman kötü değildir.
Aslında çoğu zaman gelişim fırsatıdır.
Sorun şu noktada başlar;
- Sorumluluk artar.
- Beklenti artar.
- İş yükü artar.
Ama;
- Yetki artmaz.
- Kaynak artmaz.
- Destek artmaz.
İşte o zaman gelişim fırsatı gibi görünen şey bir yük haline dönüşebilir.
İş hayatındaki belirtiler
Aşağıdaki cümleler tanıdık geliyorsa dikkat etmekte fayda olabilir;
✅ "Bunu en hızlı o çözer."
✅ "Bu projeyi de ona verelim."
✅ "O zaten kaldırır."
✅ "Biraz daha destek olur."
✅ "Bu işi de sen sahiplenir misin?"
İlk bakışta bunlar iltifat gibi görünür.
Ama sürekli tekrarlandığında tükenmişliğin habercisi olabilir.
Organizasyonlar neyi kaçırıyor?
"High performance punishment"'ın en önemli yan etkilerinden biri şu: Başarılı kişiler sürekli çalışırken organizasyon öğrenemez.
Çünkü:
- Bilgi birkaç kişide toplanır.
- İş yükü adil dağılmaz.
- Yeni yetenekler gelişemez.
- Yedekleme mekanizmaları zayıflar.
Bir süre sonra başarı birkaç kişinin omzuna yüklenmiş olur.
Liderler için önemli bir ders
Etkili liderler yalnızca yüksek performansı ödüllendirmez.
Aynı zamanda onu sürdürülebilir hale getirir.
Şu soruları sorarlar:
- Aynı kişilere mi gidiyoruz?
- Bu sorumluluklar gelişim fırsatı mı, yük mü?
- İş yükünü nasıl dengeliyoruz?
- Başka kimleri geliştirebiliriz?
Çünkü liderliğin amacı kahramanlar yaratmak değil; güçlü sistemler oluşturmaktır.
Yüksek performanslı çalışanlar ne yapabilir?
Başarılı çalışanlar da zaman zaman şu hataya düşebilir: Her şeye evet demek.
Çünkü performans gösteren insanlar genellikle yardım etmeyi sever.
Ancak sürdürülebilir başarı için bazen şu soruları sormak gerekir;
- Bu öncelikli mi?
- Hangi işi bırakacağım?
- Bu sorumlulukla birlikte hangi destek sağlanacak?
- Hayır demem gereken bir konu var mı?
Başarı yalnızca daha fazla iş yapmak değildir.
Doğru işe odaklanabilmektir.
Yapay zeka ve yeni çalışma dünyasında ne değişecek?
Gelecekte organizasyonlar çeviklik ve hız peşinde koşarken bu risk daha da büyüyebilir.
Çünkü her kurum en yüksek performans gösteren çalışanlarından daha fazlasını isteme eğiliminde olacaktır.
Ancak sürdürülebilir performans için kritik soru şu:
En başarılı çalışanlarımızdan daha fazla iş mi alıyoruz?
Yoksa onların etkisini daha fazla kişiye mi yayıyoruz?
Bu iki yaklaşım arasında büyük fark vardır.
Son söz
"High performance punishment" bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Başarı sürekli daha fazla yük almak anlamına gelmemelidir.
Gerçekten sağlıklı organizasyonlar yüksek performanslı çalışanlarını tüketen değil; onları geliştiren, destekleyen ve etkilerini yaygınlaştıran kurumlardır.
Belki de liderlerin kendilerine sorması gereken soru şudur: "Bu kişiyi ödüllendiriyor muyum, yoksa başarılı olduğu için farkında olmadan cezalandırıyor muyum?"
Çünkü bazen tükenmişliğin başlangıcı başarısızlık değil; sürekli başarılı olmak zorunda hissetmektir. 🚀
💭 Peki siz ne düşünüyorsunuz?
İş hayatında yüksek performansın en büyük ödülü nedir?
🏅 Daha fazla fırsat mı?
📋 Yoksa daha fazla iş mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder