İşte o an kadim bir liderlik bilgeliği fısıldar:
“At ölmüş olabilir.”
Ama biz ne yaparız?
🧠 Ölü at teorisi nedir?
🎭 Ölü bir atla neler yapabiliriz?
✔ Daha güçlü kamçı alırız
✔ Atın üzerine yeni sele koyarız
✔ “Motivasyon eksikliği” diye rapor yazarız
✔ Biniciye koçluk veririz
✔ Atı suçlarız
✔ “Eskiden çok iyiydi” diye nostalji yaparız
✔ Komite kurarız
✔ PowerPoint hazırlarız
Ama bir şeyi asla yapmayız:
Attan inmeyi.
🏢 İş hayatında ölü atlar
-
Artık kimsenin kullanmadığı bir süreç
-
Yıllardır “revize edilecek” denen ama hala duran sistem
-
“Bizim kültürümüz böyle” diye savunulan toksik alışkanlıklar
-
Değeri kalmamış KPI’lar
-
Sırf geçmişte işe yaradı diye tutulan yöntemler
Hepsi aynı soruyla sınanır:
“Bu bugün hala canlı mı?”
🧍♀️🧍♂️ Kişisel hayattaki ölü atlar
Daha da zor olan kısım burası…
-
Artık beslemeyen ilişkiler
-
Seni sen olmaktan çıkaran roller
-
“Ben buyum” diye savunulan ama yük olan kimlikler
-
Bitmiş hedefler
-
Eski hayallerin bugünkü bedeninde yarattığı ağırlık
Bazen en zor karar şudur:
“Bunu artık bırakıyorum.”
💡 Asıl cesaret nedir?
Ölü at teorisi bize şunu öğretir:
Cesaret her zaman devam etmek değildir.
Bazen durmak, bazen inmek, bazen de yeni bir at aramaktır.
Gerçek liderlik, gerçek olgunluk, gerçek farkındalık…
Ne zaman vazgeçileceğini bilmektir.
🔄 Peki ne yapmalı?
Kendine şu 3 soruyu sor:
1️⃣ Buna bugün ilk kez başlıyor olsaydım yine seçer miydim?
2️⃣ Bunu sürdürmek mi daha pahalı, bırakmak mı?
3️⃣ “Bırakmak” kelimesi neden bana başarısızlık gibi geliyor?
Cevaplar genelde sandığımızdan nettir.
🌱 Kapanış:
Atın ölmesi senin suçun olmayabilir.
Ama üzerinde kalmak senin seçimin.
Hayat, iş ve ilişkiler…
Hepsi zamanla değişir.
Ve bazen ilerlemek için kamçıyı değil, dizgini bırakmak gerekir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder